GEÇMİŞİN GÜMÜLCİNESİ

Gerçekten 42 yıl öncesinin Gümülcinesi (Komotini) çok farklı görünüyor. Yaşlılarımız videoyu izleyince geçmişe bir yolculuk yapacak; gençler de bu şehrin ve insanların her zaman böyle olmadığını ibretle izleyecek… Şehrin sokaklarında otomobil görünmüyor; eşek ve at arabaları rağbet görüyormuş o zaman… :)

Mutlaka izleyin!


Okul gezisi 2010

   Aşağıda anlatılan geziyle ilgili daha fazla bilgi almak isteyen bu sitede bize yazabilir. Yorum yazarak veya e-mail atarak bize ulaşabilir. 

 

 YIL SONU GÜNLÜK OKUL GEZİSİ

 

     Okul gezileri her Öğretim Yılı sonunda gerçekleştirilen günlük gezilerdir. İmkanların el verdiği ölçüde okullar bu gezileri düzenlemeye gayret etmektedirler.Tabi okul gezileri diğer gezilere pek benzemez. Sonuçta geziye çocukları götürüyorsunuz. Bunun ne anlama geldiğini en iyi öğretmenler anlayacaktır.Bu yüzden gezinin yapılabilmesi için belli şartların yerine getirebilme zorunluluğu vardır.

     Otobüs hız limiti 60 km/h olduğu için uzun mesafeli geziler çok uzun sürüyor.Bu yüzden de nerdeyse gün yolda geçiyor.

     Ancak bu yıl bu riski göze alarak Selânik’e gitmeyi kararlaştırdık. Bu kararı almamızda biraz da bizden önce giden başka arkadaşların anlattıkları etkili olduğunu söylemeliyim. Selânik şehrinde bulunan Planitaryo’ya (Türkçe belki  Gezegenya-Gökevi şeklinde tercüme edebiliriz) gidecektik. Arkadaşlardan aldığımız ilk bilgilere göre mutlaka gidip görülmesi gereken bir yerdi. Üstelik başka seçeneklerimiz de kalmamıştı. Önceki yıllarda bildik o klasik bölgelere gidilmişti. Yani bir yıl Dimetoka-Sofulu-Dadya Ormanı, bir yıl Alistrati (Aysırat)-Drama-Kavala ve geçen yıl da Taşoz’a gidilmişti.

    Önce Planitaryo hakkında bilgi toplamalıydık. İnternet sağ olsun! Uzun webte aramalardan sonra sitesini tespit edebildik. http://www.noesis.edu.gr/ adresinde Yunanca olarak Planitaryo ile ilgili bütün bilgileri bulabilirsiniz.Neler görebilirsiniz, nasıl gidebilirsiniz, randevu ve ziyaret saatlerini…Her şey.

Anneler, öğrencilerim ve iki öğretmen olarak 35 kişilik bir grup oluşturduk.

Köyden (Kargılısarıca-Gümülcine; Yunanca resmi adları: Kalamokastro-Komotini) sabah saat 07.00’de hareket ettik.

İlk sohbetler, iyi dilekler, şoförle tanışma derken yavaş yavaş ilerliyorduk. Saat 09.00 civarında Kavala’dan öte bir dinlenme tesisinde (kurabiyeleriyle ünlü) mola verdik. Planitaryo’ya 11.30’da varmamız gereküyordu. Zamanımız vardı.Bu yüzden molayı biraz uzattık.Saat 09.45’te hareket ettik.Yaklaşık bir buçuk saatte oradaydık.Girip geldiğimizi haber verelim ve biletlerimizi alalım, dedik. Biletleri aldık ve geniş salonda saatin gelmesini beklemeye koyulduk.

PLANİTARYO HAKKINDA (Burası Selânik Şehrindedir)

     Burasının iki ayrı ana bölümden oluştuğunu söyleyebiliriz. Gösterim bölümü ve müze bölümü. Bu bölümleri de şöyle sıralayabiliriz:

Gösterim bölümü; Kosmotheatro, Planitaryo ve Prosomiotis (benzeştirici, uyarlayıcı) ‘ den oluşuyor. Dönem dönem değişik gösterimler oluyor.Bunların arasından seçmelisiniz.

Kosmotheatro,  (küçükler de izleyebilir) dev boyutlu sinema ve daha fazlası…

Planitaryo, ,  (küçükler de izleyebilir) küre şeklindeki yapının içinde mükemmel salon ve koltuklarıyla burada izleyeceğiniz filmleri unutamayacaksın. Çünkü bu filmde siz de varsınız…

Prosomiotis, (sadece büyük sınıflar için) burası gösterimlerin en farklı olanı… Burada salon da hareket ediyor, sanki uçan dairenin içindesiniz ve macera dolu bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bu salon sadece 18 kişi alıyor. Mutlaka çok önceden randevu kapatmalısınız.

Müze bölümü:

Eski arabalar sergisi: Eski araba meraklıları için görülmesi gereken mekan. Ben sevmedim, öğrencilerim de sevmedi. Rehber de var ancak öğrenciler anlamakta zorluk çekiyor.Anlatım Yunanca.

Eski Yunan Teknolojileri sergisini de gezebilirsiniz.Eski dönemlerde insanlar günlük hayatlarında, işlerinde ne gibi aletler (kolaylıklar) kullanmışlar. Rehber eşliğinde geziyorsunuz. Anlatım Yunanca. Çocuklar anlamakta güçlük çektikleri için çabucak dikkatleri dağılıyor. Zamanınız bolsa ve hazırlıklıysanız siz bazı şeyleri mutlaka izah etmelisiniz.

Mutfağınızdaki Bilim Eğitim Programı , mutfak malzemeleriyle Fizik ve Kimyayı çok farklı yönüyle ele alan ve uzman tarafında gerçekleştirilen deneylerle ne kadar zevkli olabileceğini izleyerek anlıyorsunuz.

Teknopark: Burası bir etkileşim alanı. Yani burada sergilenen her şeye dokunabiliyorsunuz.Baş rolde siz varsınız. Deneyerek ve gözlem yaparak bir çok bilim dalına ait merak ettiklerinizi öğreneceksiniz.

Burası gerçekten mükemmel bir yer.Ben de , öğrencilerim de buraya doyamadım.Hepsini denemeye vaktimiz yetmedi… Keşke önceden gittiğimiz; Eski Arabalar Sergisi ve Eski Yunan Teknolojisi bölümlerini iptal edip buraya daha çok vaktimiz olsaydı diye hayıflandık.

Planitaryo’dan saat 14.00 sularında ayrıldık. Gözümüz arkada kalmıştı. Ancak seneye tekrar geliriz dedik, biraz olsun rahatladık.Artık Selânik Şehir Merkezine, Beyaz Kule’ye gidiyoruz. Vakit darlığından dolayı içine giremeyecektik.Ancak orda bulunmak da çok heyecan veriyordu. 14.20 civarı sahil boyuna vardık. Saat en geç 15.55’te Beyaz Kule’nin yakın bir yerde buluşmak üzere aileleri serbest gezmeleri, yemek yemeleri ve kahve içmeleri için bıraktık.

Ben de Dimitris ile yakındaki, denize nazır, ünlü bir Fast Food’ta yemeğimizi yedik.Daha sonra yan tarafta güneş görmeyen bir kafede frape içtik. Zaman çok çabuk geçti.Frapeleri bile bitiremeden saatin yaklaştığını fark ettik. Gidip şehir turu otobüsü için bilet ayarlamalıydık. Evet saat 16.00’da şehir turumuz vardı.

Zaten ailelerin çoğu gelmişti.Nasıl olsa kalan dakikalarda diğerleri de gelir dedik. Tur otobüsüne yaklaştık ve 35 kişilik bilet alacağımızı şoför muavinine söyledik. Bu arada veli ve öğrencilerime otobüse binmelerini söyledim. Saat yaklaşmıştı. Ancak ailelerin bazıları hala gelmemişti. Bunu sayım işleminden sonra fark ettim. Biraz bekleyelim, gelirler dedik. Gelmediler. Şoförden biraz daha beklemesini rica ettik. Hala görünmüyorlardı. Üstelik otobüs bize angaje değildi. Başka yolcular da vardı. Daha fazla beklenemezdi. Dimitris ben burada kalıp gelmeyenleri bekleyeyim, hiç olmazsa siz gidin, dedi. Öyle de yaptık! Yapmak zorunda kaldık.

Otobüs aslında bana göre tur için çok da uygun değildi. En azından ben onu öyle hayal etmemiştim. Üstünü açık ve pencerelerini çok geniş düşünmüştüm.Bu iş için düzenlenmiş bir araçtır demiştim. Maalesef öyle değilmiş. Ama buna rağmen gittiğimiz güzergah Selanik şehrinin neredeyse tüm tarihi dokusunu kapsıyordu. Galeryüs Kemeri, Rotonda, Hamza Bey Camii, Yedikule, Atatürkün evinin de bulunduğu Eski Selânik…

Bu arada otobüste muavin aynı zamanda rehberlik de yapıyordu.Elinde mikrofonu geçtiğimiz yerlerle ilgi kısa bilgiler veriyordu. Bunu yaparken paraları salıp bizim biletleri de  makineden alıyordu. Tur boyunca bayağı sohbet ettik. Nerden geldiğimizi falan sordu. Bir ara Pomak olup olmadığımızı sordu. Ben de, hayır Türküz, dedim. Sonunda otobüs içinde bir çekiliş de yapıldı ve iki öğrencim özel imalât atlet kazandı.Tur sona erince bizi toplu olarak fotoğraf çekti. Adresimizi verdik. Resimleri okula göndereceklerini söylediler.

Bizim otobüsümüz ve tura katılamayanlar oradaydı. Artık otobüse binip dönüş yolculuğu başlıyordu.

Aşağıdaki bağlantıda Selânik Şehriyle ilgili derlenmiş bilgilere ulaşbilirsiniz. Bu notlar geziye katılanlara otobüste okunabilir. Faydalı olmasını umuyorum.

Selanik Hakkında.doc 

 NOT:www.okulumgr.wordpress.com adreasinden alıntıdır.

Facebook Grubumuz ve yaz Eğlencemiz

 

Facebook Grubumuz~~~~~~~~>

http://www.facebook.com/pages/sarica-koyu-gencleri/101442759898066?ref=ts
Kargılı Sarıca köyü geleneksel yaz eğlencesi 2010 etkinliğimze sizleri de bekleriz .bilgi:
http://www.facebook.com/pages/sarica-koyu-gencleri/101442759898066?ref=ts#!/event.php?eid=107988409231896&ref=ts
                                                                                                         Yaz Eğlencesi 2009
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
http://www.youtube.com/watch?v=jCLlA4LGen0 <———— Bölüm 1

 http://www.youtube.com/watch?v=DMwm5XMaa7o  <——–Bölüm 2

http://www.youtube.com/watch?v=SK2WJGqRzNY <———Bölüm 3

http://www.youtube.com/watch?v=c1fSED9FWt8 <———-Bölüm 4

http://www.youtube.com/watch?v=VN_wX_xTOY8 <———Bölüm 5

Sarıca köyü hakkında aradığınız her şeyi burdan ve http://www.kargili-sarica.tr.gg/  adresinden bulabilirsiniz.

Orhan Pamuk

İSTANBUL – Orhan Pamuk 1952 yılında İstanbul’da doğdu. Işık, Şişli Terakki liselerinde okudu, Robert Koleji bitirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde başlayan üniversite yaşamı İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü ile devam etti.

 

1974’te yazmaya başlayan Pamuk, ilk romanı romanı ‘Cevdet Bey ve Oğulları’nda tıpkı kendisininki gibi Nişantaşı’nda süren bir hayatı anlattı.

Bu eser ona Milliyet Yayınları Roman yarışması ile Orhan Kemal Roman Armağanı’nı getirdi.

Türkiye’nin en çok satan, en tartışmalı, dünyada en çok tanınan yazarlarından olan Orhan Pamuk ertesi yıl ‘Sessiz Ev’ adlı romanını kaleme aldı.

Venedikli bir köle ile bir Osmanlı âlimi arasındaki gerilimi ve dostluğu anlatan ‘Beyaz Kale’ (1985), 1990’dan sonra başta İngilizce olmak üzere pek çok dilde yayımlanarak Pamuk’a uluslararası ününü sağlayan ilk romanı oldu.

‘Kara Kitap’ ile birlikte Orhan Pamuk’un tarzı tartışılmaya başladı.

Edebiyat hayatına klasik yazımla adım atan Pamuk, modern, ve post modern tarzıyla edebiyat çevrelerinin gündemine oturdu. Senaryosunu kendisinin yazdığı ‘Gizli Yüz’ adlı film Ömer Kavur tarafından filme çekildi.

Guardian gazetesinden John Updike “Hem çok satan hem de öncü yenilikçi bir kalem olarak değerlendirecektir Orhan Pamuk’u.

1994’te ‘Yeni Hayat’ı, ‘Benim Adım Kırmızı’ izledi. Bu kitap ona yurtdışından üç büyük ödül daha getirdi.

Pamuk 2001’de kaleme aldığı ‘Kar’daki “Ka” karakteriyle kendini özdeşleştirir ve “O da talip olmadığı halde siyasi durumlarla karşı karşıya kalıyor. Bunu da hayatın bana yaptığı bir şaka olarak görüyorum” der.

‘Kar’ 2004’te New York Times Book Review tarafından Yılın En İyi 10 Kitabı’ndan biri seçilir. ‘Kar’, 2005’te Fransa’da, her yıl en iyi yabancı romana verilen ödüle layık görülür.

Pamuk, edebiyat hayatını 2003 yılında yayımlanan ‘İstanbul Hatıralar ve Şehir’ kitabıyla sürdürür. 2005 yılında ise Alman Yayıncılar Birliği tarafından Barış Ödülü almaya hak kazanır.

2005 yılı Pamuk’un İngiliz The Independent tarafından edebiyat dalında yılın kahramanı seçilir. Ve son olarak 2006’da Akdeniz En İyi Yabancı Roman Ödülü Pamuk’un olur.

Romanları 34 dile çevrilen ve yüz binlerce satan Orhan Pamuk’u bazı eleştirmenler Kafka, Borges, Calvino, Marquez gibi yazarlarla karşılaştırır.

Geçen yıl da Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen Pamuk, Columbia Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdürerek 2007 yılında da okuyucuları ile buluşmaya hazırlanıyor.

Nobel’den önce kazandığı diğer edebiyat ödülleri:
Milliyet Roman Yarışması ödülü (1979-Mehmet Eroğlu ile paylaştı), Orhan Kemal Roman ödülü (1983), Madaralı roman ödülü (1984), The Independent Award for Foreign Fiction (1990), Prix de la Decouverte Europeenne (1991), Prix France Culture (1995), Prix du Meilleur Livre Etranger (2002), Premio Grinzane Cavour (2002), The IMPAC Dublin Award (2003), Ricarda-Huch-Preis (2005), Der Friedenspreis des Deutschen Buchhandels (2005), Prix Medicis etranger (2005), Prix Mediterranee Etranger (2006).

 

Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – 6 Mart 1920 İstanbul), Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçe’de sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne çok sayıda eser sığdırmıştır.

1884 yılında Gönen‘de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey’le, Fatma Hanım’ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen‘de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey’in görevinin nakli dolayısıyla Gönen‘den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık’tan sonra İstanbul‘a geldi.

Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî‘ye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi‘ne kaydedildi. Bu okulu 1896‘da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi‘ne devam etti. 1900‘de İdadî‘yi bitirerek İstanbul‘a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne’ye başladı. 1903 yılında Makedonya‘da çıkan karışıklık üzerine “Sınıf-ı müstacele” denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.

Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik‘te bulunan Üçüncü Ordu’nun İzmir Redif Tümeni’ne bağlı Kuşadası Redif Taburu’na tayin edildi. 1906‘da İzmir Jandarma Okulu’na öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir’deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik‘ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçü‘den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.

Ömer Seyfettin Ocak 1909‘da Selanik Üçüncü Ordu’da görevlendiridi. Selanik’te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncu’nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler‘e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911‘de Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.

Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatması’nda esir düştü. Nafliyon‘da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. “Mehdi”, “Hürriyet Bayrakları” gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu‘nda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.

Ömer Seyfettin 1913‘te esareti bitince İstanbul‘a döndü. 23 Ocak 1913′te Enver Paşa’nın organize ettiği Babıali Baskını’na katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisi‘nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.

1915‘te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey‘in kızı Calibe Hanım‘la evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü.

1917‘den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920‘ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikaye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.

Hastalığı 25 Şubat 1920‘de artınca yazar, 4 Mart‘ta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920‘de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı‘na defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939‘da Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’na nakledildi.

En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır.